AliPartner

McKinsey'e katılma sürecini anlatır mısın?

Amerika’da lisansüstü eğitimime devam ederken, üniversitenin kampüsünde yapılan bir bilgilendirme semineri sırasında, McKinsey’nin sağlık alanında danışmanlık yapmak isteyen kişilere özel bir yaz programı olduğunu öğrendim. Bu imkan çok ilgimi çekti. Bölümden birkaç kişi ile beraber programa katıldık. Şirketle ilk tanışmam bu şekilde oldu. Unutulmayacak bir programdı ve çalışmaktan zevk alacağım insanlarla tanıştım. Üzerinden nerdeyse 10 sene geçti, içlerinden bazıları da benimle beraber McKinsey’e katıldı ve hala görüşüyoruz. O eğitim, benim McKinsey kariyerimin başlangıcı ve çok sevdiğim sağlık sektörüne danışman olarak attığım ilk adım oldu.

McKinsey'deki ortak çalışma süreci nasıl işliyor?

McKinsey’deki takım ruhu ve kültürü, özel veya kamu diğer şirketlerdeki çalışanların kolayca anlayamayacağı bir boyuttadır. Aynı takımın parçası olanların ve hatta takıma dışardan destek verenlerin, odaklarını kaybetmeden, her ne pahasına olursa olsun, projenin ve müşterinin menfaati için, sanki final maçına çıkmış takım gibi herşeylerini ortaya koydukları başka bir sistem düşünemiyorum. Ve işin ilginç yanı, bu kültür, şirketin ve çalışanların DNAsına o kadar işlemiş ki, nerede ve hangi milletten insanla çalışırsanız çalışın ve konu ne olursa olsun, başladığınızın birinci gününde bu kültürü ve ruhu görebiliyorsunuz. Bu, kolay kolay benzeri oluşturulamayacak bir iç disiplin, eğitim süreci ve iş yapış etiğinin bir alaşımı. Beni aynı zamanda, McKinsey’de her gün en çok motive eden ve hala en çok şaşırtan özellik de herhalde bu.

Danışmanlığın seni şaşırtan yanı neydi?

Ülkeler arasında, danışmanlık sektöründen beklentiler arasındaki farklılık bana hala enteresan geliyor. Projelerim gereği, Amerika, Avrupa, Ortadoğu, Türkiye ve Uzakdoğu’da çalıştım. Her birinde beklenti çok farklı ve danışmanlık hizmeti de temelde aynı olmasına rağmen, kendisini bu farklı coğrafyaların beklentilerine adapte etmiş. Örnek verecek olursam, Amerika’daki bir müşteriniz sizden yeni fikirleri birlikte geliştireceği bir düşünce ortağı olmanızı beklerken, Ortadoğu’daki müşteriniz ise sizi, şirketinin yetenek seviyesini yukarı çıkaracak ve çalışanlarına örnek olacak bir iç disiplin sağlayıcısı olarak görüyor. Türkiyedeki müşterilerimiz ise ayrı bir bakış açısına sahip. Buradaki müşteriler sizin onları devamlı şaşırtmanızı, devamlı hiç bilmedikleri konu ve fikirlerle karşılarına çıkmanızı istiyor. Sanırım bu bizim insanımızın sonuca herkesten önde ve hızlı ulaşma isteğinin sonucu. Tercihimi soracak olursanız, ben düşünce ortağı yaklaşımını daha çok seviyorum. Birlikte düşünmek ve oluşturmak her zaman benim için daha keyifli ve kişiyi geliştirici bir süreç. Aynı zamanda da uzun soluklu birliktelikler açısından daha sağlıklı.

Sence McKinsey’i en iyi tanımlayan 3 nitelik nedir?

Değerlerine ve kurallarına bağlı, sonuç ve etki odaklı, öncü

McKinsey'de en çok neyi seviyorsun?

McKinsey’de yaptıklarınız, yapabilecekleriniz ve yapacaklarınız (bilerek ayrı ayrı yazıyorum) hakkında size tanınmış oldukça geniş bir özgürlük alanı var. Benim en çok değer verdiğim ve en önceliklendirdiğim özelliği bu şirketin.

McKinsey ile ilgili, herkesin bilmesini isteyeceğin şey nedir?

Strateji ve yönetim danışmanlığının aslında sabahlara kadar süren çalışmalar ve analizler sonucunda oluşturulan raporlar bütünü olmadığını herkesin bilmesini isterdim. Onlar bu işin olmazsa olmazları fakat işimizin temelinde insan ilişkileri yatıyor. Biz, güven tabanlı ilişkiler yaratıyoruz ve bu ilişkiler bir süre sonra öyle bir boyuta varıyor ki, müşteriniz sizin fikrinizi almadan kararını vermiyor; siz ise müşteriniz için inandığınız doğru hayata geçmeden rahat etmiyorsunuz. Bu son derece güçlü bir ilişki. İşin güzel yanı da bu.

İş ve özel hayat dengesini nasıl kuruyorsun?

İş-hayat dengesi zor bir denge. Danışmanlık ise bunu hayata geçirebilmek için kolay bir ortam değil. İdeal olan 8/8/8 dengesine sahip değiliz tabi ki. Yaptığımız iş yüksek tempolu ve yüksek devinimli. Dengeyi saatleri bölüştürerek değil, sorumlulukları bölüştürerek sağlamak lazım. Ailenize ve sevdiklerinize karşı iyi bir arkadaş ve baba olabiliyorsanız ve kendiniz bu devinim içerisinde enerjinizi koruyabiliyorsanız dengenizi sağlamış olarak görmelisiniz kendinizi.

Eğitim

2003 - Boğaziçi Üniversitesi
Elektrik ve Elektronik Mühendisliği

2006 - Johns Hopkins University - General (ABD)
Master - Tıbbi Teknolojiler – Elektrik ve Elektronik Mühendisliği

2008 - Johns Hopkins University - General (ABD)
Sağlık Hizmetleri Yönetimi